petra omanik

not defterimden kalanlar
30.01.2010
gönül masamda...
Ve yine aynı masadayız, yine biz bize... Hani başka biri de otursa masamıza kaynaşırız hemencecik. Masamız hazırsa hemen oturur başlarız muhabbete. Saki görevini yaparken, Müzeyyen Senar çalar arkadan.

Gündüzüm seninle, gecem seninle.
Beyhude geçti bu ömrüm derdimle.
Aşkını bir sır gibi senelerdir sakladım.
Geceleri rüyamda ismini sayıkladım.


Kadehler kalktı yine ayağa... Hepsi saygı duruşunda bekler masamızda. Şerefimizi ortaya koyup ilk yudumuzu alırız yine. Aşklar dillenir çoğu zaman. Canımızı yakan aşklar... Sevgililer... Her ağızda tek bir ad. Her gönülde tek bir ad...

Yeni yeni muhabbetler açılır rakının adıyla... Peyaz peynir ve balığın tadını unutmadan... Yudum yudum giderken ömrümüz, sessizce fısıldananan, "seni seviyorum" sözcükleriyle buhulanır gözler...
Sevmeyi unutamayan insanların aynı masada olmasıyla... Herkes bir kere sevmiştir, herkes bir kez sussmuştur bu masada...

"Abi ne goldü o!" dendiğinde herkesin yüzü tekrardan güler, muhabbet kaldığı yerden ansızın ve kesintisiz devam eder...

Yeni Rakı'nın güzelliğinden bahsedenler çıkar çoğu zaman. Bardaklar da başalıyordur artık yavaş yavaş... Son kez bardaklarımız kalkar, "en kötü günümüze" denilip son yudumlarımızıda alırız..

Unutulmayan aşklara ve unutulmayan dostluklaradır bizim masamız. Tek giden sen olsanda ben yine burdayım... Gönül masamda tek başıma içerken unuturum herşeyi....
12-10-2009
Artık açıldık!
Uzun bir bekleyişten sonra bu miniblogu aktif ettim.
Hadi hayırlısı...
2009-10-30
Istanbul'dan...

Istanbu'dan gidişimi anlatan bir kaç anlamsız satır... Belki gitmeliydim, ve gittim Istanbul'dan...

eski bir aşksa canımı yakan,
ve gelmişse unutma vakti çoktan,
gitmeliyim buralardan,
ve gittim istanbul'dan...

özledim her an içimdeki hatıraları,
ve seyrettim gözlerindeki yağmurları...
gitmeliydim...
ve gittim istanbul'dan...

...alp...
2009-10-27
Yine Buradayım

Yeniden, yine buradayım... Belki olmam gerekiyordur. Belki olmamam. Yeniden yazmaya başlıyorum fakat bu sefer daha kısa, daha acımasız, daha... Hadi görelim bakalım.

Dengesizlik en büyük başarımdı...